theme-sticky-logo-alt
kadın yazarlar

Değişmeyen “Ev”in

Mekânlar bizim için ne ifade ediyor? Evlerimiz, odalarımız, bir süreliğine bizim olan o “yerler” … Düşünsenize bir en eski hatırladığınız  mekân neresiydi? Anne karnı mı? Peki daha daha önce? Bu oluş cinsinden bir mekân değil belli ki. Ruhun daha farklı âlemleri deneyimlemiş sonra gelip bedeni yuva edinmişti. Ruha bir süreliğine senin evin bu dediler. Sonra...Devamını Oku

“Başka Çıkış Yolumuz Yok”

Yapraklar gibi savruluyoruz bugünlerde… Hepimiz kötücül insanların yaptıklarını gördükçe, izledikçe, şahit oldukça, umutsuzluğa, çaresizliğe, karamsarlığa, boşluğa ve anlamsızlığa yol alıyoruz ne yazık ki… Oysa insanoğlu içinde sevgi ve merhamet duygusuyla doğar dünyaya… Bugünlerde Hobbes’un o meşhur sözünü –“İnsan, insanın kurdudur”- Sartre’ın “İnsan, diğer insanın cehennemidir” ini düşünüyorum. Bu dünyada güçlü olan kazanır ezberini ve dahi...Devamını Oku

Kabullenmek

Soğuk bir İstanbul akşamıydı. Sanırım evimdeki en sessiz akşamdı. Zihnim o kadar dağınık ve bulanıktı ki düşünmeden alıkoyamıyordum kendimi. Yavaşça oturduğum koltuktan kalktım. Sanki vücudumun ağırlığını koltukta bırakmış gibiydim. Çekmecemden sayfaları sararmaya yakın defterimi aldım. Sanki o an yazsam içim rahatlayacak okusam için de kaybolacaktım. En sevdiğim bardağıma güzel bir çay koydum heveslenmiştim yazmaya rahatlayacaktım...Devamını Oku

Neyi Kontrol Edebildin?

Hayat kendi bildiği gibi, kendi olduğu gibi devam ederken bu esnada ona yirmi sekiz yıldır şahit olan ben, -bakışımla, davranışımla, kelimelerimle, hislerimle, yaşantımla hatta yapabilsem elim kolumla onu tutup kontrol etme içgüdüsüyle dolup taşıyor- bu akışa büyük bir kontrol direnci ile günlerimi geçiriyordum. Bir şeylerin benim bildiğim ya da istediğim, güvenli bulduğum yönden başka bir...Devamını Oku

Sevgili’ye Sevgilerimle

Rüzgârın kızıllığında savrulurken gökyüzünün maviliğine, içine siyahları saran bir adam uzaklara kanat çırpan ufuğu sırtına dolamış geliyordu. Gözlerinden akan rüzgâr kızıla çalmıştı solgun gözlerini. Bir avuntunun peşinden gelmişti belli ki, akıyordu umarsızca sokaklara… Yüzündeki matemi okuyordum, varlıkla yokluk arasında gidip gelen bir yaşamı vardı. Günlerden birinde o çok sevdiği umut terk etmişti onu. Mutluluk gözyaşları...Devamını Oku

Yitik Sevginin Bağımlısı

Görüyorum ve fark ediyorum ki yavaş yavaş, ben bir bağımlıyım… Bazı duygulara ve bazı insanlara bağımlıyım. Bazen bu duygu veya insanlar ihtiyacı hissedilmeyen, varlığı yokluğu fark etmeyen şeyler olurlar. Sonra birden fark edersin ki ne sen onu bıraktın ne o seni. Kötü bir şey mi bu bilmiyorum ama o duygu ya da insana dair sana...Devamını Oku

Covitizm…

Şehre yağmur yağdığı vakit, önce yüzünü iki avucunun arasına koyar, derin bir “ahh!” çekerdi. Sonra yapabileceklerinin en iyisini yapar, çay koyardı ve kendine “hadi yeniden” derdi, “yeniden geleceğine inan güzel günlerin”. Hiçbir kış sonsuza dek sürmez. Ve virüsle imtihanda bu üçüncü kış… İlk günler… Bugün günlerden pazartesi, Nisan ayının tam ortası ve ben 27 gün...Devamını Oku

İçimdeki Küçük Kıza…

İçimdeki o incinmiş, kırılmış, hırpalanmış küçük kız. Bugün sana seslenmek istiyorum. Sen benim içimde, en derinlerde, kimsenin bilmediği, görmediği bir yerde saklısın. Bazen ben bile unutuyorum senin varlığını. Son zamanlarda kızımın okulda yaşadıkları bana seni hatırlattı, onun yüzünde seni gördüm. Bugün de o en kırılgan halinle çıktın yine karşıma. Seni ne çok sevdiğimi bir kez...Devamını Oku

Alışkanlık Kıran Poğaça

Kadın mutfağa girdi. Bu sefer değişik bir şey denemek istiyordu. Alışkanlıkların köreltici tarafı olduğunu düşünürdü. En yakın arkadaşı ise alışkanlıkların hayatı kolaylaştırdığını söylüyordu. Oysa kadın otomatik davranışların düşünme hızını düşürdüğünü, büyük bir farkındalıksızlık yarattığını söyleyerek tırnaklarını çıkarıyordu her seferinde. Gelişmek otomatik olarak olmazdı, emek isterdi. Kadın önce kendini sakinleştirdi. Tırnaklarından akan sinirle hamur yoğurmak istemiyordu....Devamını Oku

Şeffaflık Toplumu- Byung Chul Han

Şeffaflık Toplumu, Byung Chul Han’ın Metis Yayınları’ndan çıkan, kültür eleştirisi olarak nitelendirebileceğimiz kitaplarından biri. Kitap incecik; ama aylardır elimde, bitirdim; ama sanki okumamışım gibi. Hakkında yazmaya kalkmam ise tam bir cahil cesareti. Tekrar okumayı planlıyorum, belki o okumam bitince yazıyı da tekrarlarım. Şimdilik yazmaktan vazgeçmek istemiyorum aynı cesaretle yayınlarsam siz de okumaktan vazgeçmeyin. Bu bir...Devamını Oku

Kırıntıdan Sonra

“Kardeşlerin küstüğü, evliliklerin bittiği bir dünya” dedi.  “Bırak azizim, insanlar ölüyor” dedim. Bir kap dolusu umudu hem yemek hem katık yaparak yaşayanların dünyasında umut sonrası açlıktan ölüyorlar hem de. Mor etrafında mavi ışıklar saçan pili bitmek üzere olan bir grup lamba gibidir umut fakiri dediğimiz. Bir nevi açlıktan ölenler onlar. “Ardında kaldıkları birer katil adeta....Devamını Oku

Şiddetsiz İletişim; Duygular

Şiddetsiz iletişimin ikinci adımı olarak bilinen duygular, bu sıralar beni zorlayan bir yerde… Gözlemini yapabildiğim olayları, yaşarken ve anlatırken de duygularımı görmek, onları kabul etmek ve sonrasında da sözlere dökmekte zorlanıyorum. Duygularımı ifade ediyormuş gibi gösterdiğim hatta kendimi bile ikna ettiğim tüm olaylar bu sıralar gündemimde.Son zamanlarda fark ediyorum ki duygularımı dile getirmekten, kırılganlığımı açığa...Devamını Oku

Nah Tatlısı

Bencil dedi ki; ya hepsi benim ve hiçbiri sizin…Payına hiçbiri düşen koca bir nah yemişti. Baya tok kalktı masadan. Domates, peynir, ekmek ve üstüne nah tatlısı.Nah yemenin, nah çekenden farkı kronik kabızlık… Tuvaletten yüzde doksan dokuz eli boş dönmelere alışan bir anüs sahibi oluyor insan.Kaç kere söz veriyor kendine şekersiz tatlı yiyeceğine dair. Her seferinde...Devamını Oku

Yine Kaybettin

Susuz kalınca çatlayan toprak misali, ruhta çatlayıveriyor tam orta yerinden. Bu şanslıysan ilk seçenek.Kimininki cam gibi un ufak oluyor. İşte o zaman yandı gülüm keten helva…Gözünden dökülen yaşlar gecikmiş olacak ki; cam çamur değil suyla birleştiremezsin, bir-leş-ti-re-mez-sin!Ruh hastası olur adın. Sanki bunu tek başına yaptın. Parmak izlerini ancak özel dedektifler bulur bunu yapanların çoğunun.Zira insan...Devamını Oku

Cenk Hikayeleri/ Ödeşmeler ve Şahmeran Hikayesi Kitapları Üzerine

Bu bir kitap tanıtım yazısıdır. İçinde küçük anı parçaları bulabilirsiniz. Belki de bir söyleşidir. Gelin bakalım yamacıma…Çünkü serde masalcılık var. Anlatıcıyım ben. Şahmeran da dedemin anlattığı masallardan sonra bulduğum ilk masal. Onu bir televizyon filminde buldum. Türkan Şoray oynuyordu ve Zülfü Livaneli’nin kitapları yoktu. Tek başıma izledim, herhalde herkes uyumuştu. Karanlık bir filmdi. Hatırladığım tek...Devamını Oku
15 49.0138 8.38624 1 1 4000 1 https://daginikkalsin.com 300 0